Gürkan ve Kalemi

Tamamen Kişisel

Avrupa'nın En Eski Ormanı Türkiye'de Olsa


Dün BBC Türkçe'de bir haber gördüm. Avrupa'nın en eski ormanı Bialowieza'da ağaç kesmek yasaklandı haberinde şöyle deniyor:

Avrupa Adalet Divanı, Polonya hükümetinin ülkedeki 10 bin yıllık Bialowieza ormanında ağaç kesimini acilen yasaklaması yönünde karar verdi.

Böylece 10 bin yıllık orman, içindeki türlerle beraber UNESCO Dünya Mirası listesinde yer almasına uygun olarak daha da korunur hale gelmiş oldu. Bir an düşündüm de, bu orman Türkiye'de olsaydı ne olurdu?

Bialowieza Forest

Cevap veriyorum: Bu orman bizde olsaydı muhtemelen bugüne ulaşmazdı veya kısmen ulaşırdı. Geçmişten bu yana, ülkemizde doğaya ve ağaca pek saygılı olunmadığı, ağaca önem verilmediği herkesin malumu. Bırakın ormanları, tarihi yalıların yandığı günleri gördü bu ülke. Tarihi sarayların içler acısı haline şahit olduk. Vefasızlığımız sadece ormana, doğaya değil; kendi tarihimize karşı. En son AKP iktidarı döneminde Fatih Sultan Mehmet'in kurduğu tersanelerin yok edildiğini gördük. Bu konuda Mehmet Ali Güller'in bu yazısı okunmaya değer. Bu yazıda bu konuyla ilgili şöyle deniyor:

4. CİNAYET: FATİH’İN TERSANELERİ Erdoğan’ın Selim’den farkı var ama Fatih’e hiç benzemiyor! Nitekim Erdoğan 3. Köprü açılışındaki dördüncü cinayetini de Fatih’e karşı işledi: Konuşmasında Haliç’teki tersaneleri kaldıracağını da ilan etti! Fatih Haliç’teki tersaneleri fetihten iki yıl sonra, 1455’te kurdu ve onun bu hamlesi, sonrasında Osmanlı’nın iki yüzyıl boyunca Akdeniz’e egemen olmasını sağladı. Erdoğan bugün o tersanelerden vazgeçerek, sadece Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarından vazgeçtiğini sembolleştirmiş olmuyor, aynı zamanda dünyanın en eski ikinci taş havuzunu ve tarihi bir eseri de yok etmiş oluyor.
Bialowieza

Osmanlı Torunu olmakla övünenlerin bu ettikleri nasıl izah edilebilir bilmiyorum. Fakat bu kafanın HES projeleriyle ülkenin önemli su kaynaklarını mahvettiği bir gerçek. Şimdi bunları söyleyince "bu ülkeye bir çivi mi çaktınız" diyen gerzek insanlar geliyor aklıma. Ülkeye bir çivi çakmak mesele değil. Mesele, yaşanabilir bir ülke inşa etmek. Bu da oraya buraya çivi çakmakla olacak iş değil. Doğaya saygı duymadan, ağaca saygı duymadan, insana ve diğer tüm canlılara saygı duymadan bu ülkeye çivi çaksanız ne olur çakmasanız ne olur. Bakın en son, geçtiğimiz günlerde İstanbul'da yağmur yağdı. O çakılan ve kendisiyle övünülen "çivi"lerden Avrasya Tüneli, neredeyse ölüm tüneline dönüyordu.

Diyeceğim, Allah'tan bu Bialowieza Ormanı bizde değil. Bizde olsaydı muhtemelen şimdiye yok olur giderdi. Ha, Türkiye'de olup UNESCO Dünya Mirası listesine giren yerler var. Mesela Efes Antik Kenti. Gerçi yine yakın zamanda, Efes Antik Kenti'nde düğün yapıldığı haberleri çıktı ama. O kadar önemli değildir herhalde.

Haber listesi:

  1. Cerattepe için karar verildi: Katliamın önü açıldı.
  2. HES'lerin Zararları.
  3. 6 bin zeytin ağacı kesildi.
  4. İstanbul'da yağmur.
  5. Avrasya Tüneli yağıştan kapandı.
  6. Efes Antik Kenti'nde yemekli düğün organizasyonları yapılıyor.