Harf Devrimi Üzerine Söylenecekler | Gürkan ve Kalemi

Gürkan ve Kalemi

Tamamen Kişisel


Harf Devrimi Üzerine Söylenecekler

01 Temmuz 2017 @ Genel


Dinsizlikle Atatürk’ü suçlayan kesimlerin temel argümanı olmuştur, harf devrimi. Peki gerçek ne? Gerçekten harf devrimi bir dinsizliğin eseri mi?

Bir defa meseleye şuradan girmek lazım: Yeryüzündeki hiçbir alfabe, “kutsal (!)” değildir. Bunu idrak etmek önemli. Eğer bütün dillere Allah teala’nın bir mucizesi, varlığının delili gözüyle bakıyorsak, o zaman bütün diller ve alfabeleri kutsal saymak gerekir. Bu sebeple paragrafın en başında söylediğim cümleyle bağlantılı olarak; Kur’an’ın Arapça olması, Arapça’yı kutsal yapmaz. Önce bunu idrak etmek lazım.

İkinci olarak, Türklerin tarih boyunca kullandıkları alfabeler hep değişmiştir. Bunun ideolojik veya dinsel bir nedeni yoktur. Tamamen ihtiyaç meselesidir. Cumhuriyet döneminde de böyle bir ihtiyaç hasıl olmuş ve alfabe değiştirilmiştir. Olay bundan ibarettir. Türkler Müslüman olur olmaz Arap harflerini almış değildirler. Kaldıki Müslüman olup Arap alfabesi kullanmayan Türk Devletleri de olmuştur.

harf devrimi ve atatürk

Bu konuyla ilgili en komik iddia ise, bir gecede 20 milyon insanın cahil kaldığı. 🙂 Osmanlı’da 1920’lerde okuma oranı %2. Kurtuluş Savaşı’nın sonunda ülke nüfusu 17 milyon civarında. Yani öyle bir gecede cahil olacak bir halk kitlesi yok; çünkü zaten okur yazarlık oranı %2 den ibaret. Ha, bu arada belirteyim, şimdi bu cahillik meselesi aslında öyle okuma yazma bilmemekle alakalı değil. Yani okuma yazma bilip, dünyadan ve ülkesinden bihaber olan tipler de var ki, bunlara da cahil diyoruz.

Her neyse.

Üçüncü olarak, Arap harflerini öğrenmek ve kullanmak esasen zor değildir. Ama konu Osmanlıca olunca orada durmak gerekir. Osmanlıca 3 dilin; Arapça, Farsça ve Türkçenin karışımı bir dil. Bu dili tam anlamıyla öğrenmek için bu saydığım 3 dile tam anlamıyla hakim olmak gerekir. İşte zurnanın zırt dediği yer tam da burası. Sadece Arap alfabesini öğrenmekle, Osmanlıca öğrenmiş olmazsınız. Bunun yanında Arapça ile birlikte Farsça ve Türkçeyi de çok iyi bilmeniz gerekir; tüm deyimleri, kalıpları, kelime türetme yollarını, kelimeleri çok iyi biliyor olmanız lazım. Yoksa bazılarının dediği gibi, öğrendiğiniz Osmanlıca anca mezar taşlarını okumanıza yardımcı olur; bundan başka Osmanlıca yazılmış Osmanlı tarih kitaplarının yakınından bile geçemezsiniz mesela. 🙂

Bu konunun Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığına çekilmesi, tamamen dış mihraklara hizmet eden hain kafaların hastalığıdır. Dini kendi çıkarlarına alet eden, Allah ile alay eden bu yığınlar, gerçek İslam’ın değil Muaviye dininin temsilcisidirler. Tek dertleri, halkı kandırmak olan bu yığınlar, ellerinden imkanları alındığı için Atatürk’e ve Cumhuriyet’e hakaret etmekteler.

Öyle ya da böyle, Türk diline en uygun alfabe şu an kullandığımız alfabedir. Bundan geriye dönüş olmayacaktır.

İşin bir başka boyutu, geçmişle bağın kopması veya kopmaması insanların kendisine kalmış bir mesele. Yani siz; geçmişi, tarihi öğrenme, öğretme ve eski adetleri yaşama ve yaşatma noktasında samimiyet sergilerseniz, geçmişle bağınızı korumuş olursunuz. Bunun dışında yeniliklere de açık ve hazır olmak durumundasınız. Çünkü hayat sabit değildir; sürekli değişir, gelişir, farklı farklı şekillere bürünür. Böyle bir kainatta, olduğunuz yerde duramayacağınız çok açıktır.

Konuyla ilgili bir uzman yorumu dinlemek isterseniz:


Yorum yapın...