Hırsızlık | Gürkan ve Kalemi

Gürkan ve Kalemi

Tamamen Kişisel


Hırsızlık

02 Temmuz 2017 @ Genel


Başkasına ait bir malı konulduğu yerden sahibinin bilgisi dışında gizlice almak demek olan hırsızlık, mala ve mülkiyet hakkına karşı işlenen temel suçlardan biridir. Alın terinden ve meşru kazançtan doğan servetin korunması İslam’ın temel ilkeleri arasındadır. İslam emeği ve mülkiyeti kutsal saymış, mülkiyete haksız olarak el uzatmayı cezalandırmıştır. Bu itibarla bütün ilahi dinlerde ve hukuk düzenlerinde olduğu gibi İslam’da da hırsızlık hem hukuk düzeni açısından suç, hem de dinen ve ahlaken büyük günah ve ayıp sayılmıştır.

hırsız

Kur’an’da, “Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah’tan bir ceza olarak ellerini kesin1Maide, 5/38” buyurulur. Peygamberimizin uygulaması da bu önde olmuştur. Ceza Kur’an’da açıkça zikredildiği, Peygamberimiz tarafından da böylece uygulandığı için İslam ceza hukukunda hırsızlık had suçları arasında, uygulanacak ceza da had cezaları (haddi serika) arasında yer alır. Ancak İslam hukukçuları suç ve cezada kanuniliği, adalet ve hakkaniyeti temin gayesiyle hırsızlık suçunun hangi şartlarda işlenmiş sayılacağı, cezanın uygulanabilme şartları, tekerrür (tekrarlanma durumu), zorlama ve af gibi durumların cezaya etkisi konularını ayrı ayrı ele almışlar ve bu konuda zengin bir hukuk doktrini oluşturmuşlardır.

Özetle hırsızlık suçunun tam oluşması için,

  • açlık,
  • zaruret,
  • zorlama

gibi, hırsızlık suçunu kısmen veya tamamen mazur gösterebilecek bir mazeretin bulunmaması,

  • suçun bilinerek ve istenerek işlenmesi,
  • failin cezai ehliyetinin bulunması,
  • çalınan malın hukuken koruma altında bulunması ve
  • belli bir miktardan fala olması

gibi şartlar aranmıştır.

İslam hukukunda cezalar, suçu önlemek için gerekli ön tedbirler alındıktan sonra uygulanma imkanı bulan nihai ve zorunlu müdahale niteliğindedir. Buna göre, İslam’ın temel amacının insanları cezalandırmak değil; aksine suçun işlenmesine imkan vermeyecek önlemleri almak, iktisadi ve sosyal gelişmeyi ve dengeyi sağlamak, insanları eğitmek ve yönlendirmek olduğu burada tekrar hatırlanmalıdır.

Toplum hayatı açısından bu çabaların olumlu sonuç vermesi için; dini eğitim ve öğretimin, toplumun genel ahlaki değerlerinin, buna ilave olarak yasal düzenlemelerin ve izlenen resmi politikanın birbiriyle uyumlu olması gerekli ve zorunludur.


Yorum yapın...