Mantık İlkeleri

Mantık

Mantık biliminde, her türlü doğru ve tutarlı düşünme üç temel ilkeye dayanır. Bu ilkeler şunlardır:

  • Özdeşlik (aynılık) ilkesi: Özdeşlik en basit tanımıyla “Bir şey ne ise odur, kendisinden başka bir şey olamaz.” Şeklinde tanımlanır. Özdeşlik ilkesi, iki ayrı şey arasındaki bir ilişki değil, bir şeyin kendisi olmasıdır. Bu nedenle, benzerler eşit olabilirler ama özdeş olamazlar. A, A dır. A,B olamaz. Bu ilke sembolik mantıkta P=>P şeklinde dile getirilir. Örneğin; “İnsan, insandır.”, “Ağaç,Ağaçtır.”, gibi ifadeler, günlük dilde özdeşlik ilkesine verebileceğimiz örneklerdir.
  • Çelişmezlik (yıkışmazlık) ilkesi: Bir şeyin kendisinden başka bir şeyle özdeş olduğunu düşünmek çelişkidir. Buna göre, çelişmezlik ilkesini şöyle ifade edebiliriz: Bir şey aynı zamanda hem kendisi, hem de kendisinden başka bir şey olamaz. Bir şey aynı zamanda ve aynı şartlarda hem doğru, hem yanlış olamaz. Yani A; hem A hem de A değil olamaz. Bu ilke sembolik mantıkta ~ (P^~P) şeklinde ifade edilir. Zihin birbiri ile çelişik olan iki önermeden birini kabul ederse diğerini reddeder. Günlük dilde “Bu, ağaçtır.”, “Bu, ağaç değildir.” gibi ifadeler örnek olarak verilebilir.
  • Üçüncü halin imkansızlığı: Bir şey ya vardır ya yoktur, üçüncü bir olasılık olamaz.A ile A değil arasında üçüncü bir hal yoktur. İki çelişik önerme arasında herhangi bir ara önermenin bulunması mümkün değildir. Bu ilke mantıkta “Bir önerme, ya doğrudur ya da yanlıştır. İkisi arasında üçüncü bir hal yoktur.” Biçiminde ifade edilir. Bu ilke sembolik mantıkta (Pv~P) şeklinde gösterilir. Günlük dilde bu ilkeye örnek olarak “Bu kapı ya açıktır ya kapalıdır.” ifadesini verebiliriz. Kapının açık ya da kapalı olmasının dışında, üçüncü bir hal yoktur.


Özdeşlik, çelişmezlik ve üçüncü halin imkansızlığı ilkelerine dayandırılarak ortaya konan mantık sistemine “iki değerli mantık” denir.
Bu ilkelerin dışında, Leibniz’in ileri sürdüğü “yeter-sebep” ilkesinden de söz edilir. Bu ilkeye göre her şeyin bir var olma sebebi vardır. Her başlangıcın bir sebebi bulunur. Bu ilke gereğince, “yeter-sebep” olmadıkça hiçbir olgu mevcut, ifade edilen hiçbir yargı doğru olamaz. Bu ilkeden önce gördüğümüz üç ilke birbiriyle bağlantılı olduğu halde, yeter-sebep ilkesinin bunlarla bağlantısı yoktur.

Bazı mantıkçılar, bu ilkenin mantık ilkesi değil, varlık ilkesi olduğunu söylemişlerdir. Neden bu şekilde düşündüklerini çelişmezlik ilkesine dayanarak şöyle açıklamışlardır: Çelişmezlik ilkesine göre önermelerden hangisinin doğru,hangisinin yanlış olduğu üzerinde durulmaz. Sadece ikisinin birden doğru olamayacağı ileri sürülür. Yeter-sebep ilkesinde ise amaç, hangi önermenin doğru olduğunu belirlemektir. O halde bu ilke önermenin doğru ve yanlışlığı ile ilgilidir. Oysa önermenin gerçeğe uygun olup olmadığı mantığın değil, bilimlerin görevidir. Bu nedenledir ki, yeter-sebep ilkesinin bir mantık ilkesi olarak kabul edilemeyeceği iddia edilmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong> <span style="">