Gürkan ve Kalemi

Tamamen Kişisel

Mantık ve Mantık İlkeleri


Mantık, doğru düşünmenin yöntemlerini ortaya koyan normatif (kural koyucu) bir bilimdir. Mantığın normatif bilim olmasının nedeni, doğru düşünmenin kurallarını ve yöntemlerini ortaya koyan bir bilim oluşudur.Doğru düşünme; akıl ilkelerine bağlı olarak yapılan düşünme biçimidir.

Akıl yürütme; belirli yargılardan (öncüllerden) hareketle sonuca ulaşmaktır.

Bir akıl yürütmede sonuç önermeden önce verilen önermelere öncül önermeler denir. Önerme ise yargı bildiren ifadelerdir. Tek başına hiçbir önerme akıl yürütme için yeterli değildir. Akıl yürütme işleminde, öncüllerin ve onlardan çıkan bir sonucun olması zorunludur. Bu şekilde akıl yürütme yolu ile yapılan düşünme tutarlı düşünmedir ve aynı zamanda bir çıkarımdır. Akıl yürütme; tüme varım, tümden gelim ve analoji yolu ile yapılır. Tümevarım, zihnin özelden genele gidiş yolu ile yaptığı bir akıl yürütmedir. Tümdengelim, zihnin genelden özele gidiş yolu ile yaptığı akıl yürütmedir. Analoji, zihnin benzetmeler yoluyla özelden özele gidişidir.

Mantık biliminde, her türlü doğru ve tutarlı düşünme üç temel ilkeye dayanır. Bu ilkeler şunlardır:

Özdeşlik, çelişmezlik ve üçüncü halin imkansızlığı ilkelerine dayandırılarak ortaya konan mantık sistemine “iki değerli mantık” denir.

Bu ilkelerin dışında, Leibniz’in ileri sürdüğü “yeter-sebep” ilkesinden de söz edilir. Bu ilkeye göre her şeyin bir var olma sebebi vardır. Her başlangıcın bir sebebi bulunur. Bu ilke gereğince, “yeter-sebep” olmadıkça hiçbir olgu mevcut, ifade edilen hiçbir yargı doğru olamaz. Bu ilkeden önce gördüğümüz üç ilke birbiriyle bağlantılı olduğu halde, yeter-sebep ilkesinin bunlarla bağlantısı yoktur.

Bazı mantıkçılar, bu ilkenin mantık ilkesi değil, varlık ilkesi olduğunu söylemişlerdir. Neden bu şekilde düşündüklerini çelişmezlik ilkesine dayanarak şöyle açıklamışlardır: Çelişmezlik ilkesine göre önermelerden hangisinin doğru,hangisinin yanlış olduğu üzerinde durulmaz. Sadece ikisinin birden doğru olamayacağı ileri sürülür. Yeter-sebep ilkesinde ise amaç, hangi önermenin doğru olduğunu belirlemektir. O halde bu ilke önermenin doğru ve yanlışlığı ile ilgilidir. Oysa önermenin gerçeğe uygun olup olmadığı mantığın değil, bilimlerin görevidir. Bu nedenledir ki, yeter-sebep ilkesinin bir mantık ilkesi olarak kabul edilemeyeceği iddia edilmiştir.